EN ESKİ TÜRKÇE'DEN GÜNÜMÜZE*
| bitig: kitap, yazı | güz: sonbahar |
| bitikçi: katip | yavuz: kötü |
| kınrak: büyük bıçak, satır | otacı: doktor |
| karı: yaşlanmak | karavaş (karabaş):cariye |
| börü: kurt | eşik: kapı |
| od: ateş | çıgay: yoksul |
| eflak: gök | bedük: yüksek |
| arı: temiz | düş: rüya |
| çeri: asker | yahşi: iyi |
| su: asker, ordu | ırak: uzak |
| tirig: hayat (diri) | ağu: zehir |
| ıduk eb: tapınak (kutsal ev) | balık: şehir |
| yazma: örtü | yağı: düşman |
| yaz: ilkbahar | ulu: büyük |
| kış: kış | semiz: yağlı |
| berk: sağlam | balkaş: çamur |
| bala: çocuk | kala: şehir (kale) |
| yaş: genç | aytıg: konuşma |
| keçe: akşam (gece) | avaz: ses |
| ülüş: pay, hisse | töre: yasa |
| arık: yorgun | yurek: kalp |
(*) Kaynak: - Türk Dilleri Giriş, Talat TEKİN, Mehmet ÖLMEZ, Simurg Yay., İstanbul, 1999
- En Eski Türkçe'nin İzlerinde, Doğan AKSAN, Simurg Yay., İstanbul, 2000